MASAJ DİZİNİ

Masör profillerini keşfet

Masör dizinimiz hazırlanıyor.
YAKINDA
İSTANBUL · TRANS YAŞAM · HİKÂYELERYayın ilkelerimiz
Kadıköy Trans GeceleriKadıköy–Moda · tanışmalarYazılarda ara
Kadıköy’de ilk adımlar

Kadıköy’de müzik gecesi: trans bir kadının evinde dört ses

Kadıköy’de müzik gecesi için bir araya gelen İdil ve arkadaşları, parçalar arasında yarım kalmış sohbetlerini de dinlemeye başlıyor. Kurgu öykü.

Kadıköy Trans Geceleri · Kurgu öykü6 dk
Kadıköy’de müzik köşesinde zümrüt elbiseli yetişkin kurgu trans kadın; yapay zekâ görseli.
Yapay zekâ görseli · Kurgu karakter

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.

Kadıköy’de müzik gecesi için evine dört sandalye hazırlayan İdil, en zor işi bitirdiğini sandı. Otuz bir yaşındaki trans kadın, arkadaşlarından yalnız birer parça getirmelerini istemişti. Kimseye yeni bir şey öğretmek veya doğru zevki göstermek niyeti yoktu. Yine de masanın üzerine koyduğu kâğıda farkında olmadan “Dinleme sırası” yazmış, altına kendi adını ilk sıraya eklemişti.

Kadıköy akşamına dört ayrı ses

İlk gelen Aylin elinde küçük bir kablo çantası taşıyordu. İdil, evde zaten kablo bulunduğunu söyledi. Aylin her seferinde aynı cevabı verdi: “Sonra uymaz, birimizin çekmecesini boşaltırız.” Kablo uydu. Çantanın geri kalanını kapı yanına bıraktılar. Otuz sekiz yaşındaki Aylin’in işiyle ilgili her buluşmada bir çözüm bekleyen arkadaşları vardı; bu akşam yalnız oturmak istediğini daha ayakkabısını çıkarırken belirtti.

Ardından Baran ve Naz geldi. Baran, İdil’in eski ev arkadaşıydı; birkaç aydır başka bir şehirde yaşıyordu. Naz ise gruba daha yeni katılmış, herkesi aynı masada ilk kez görüyordu. İdil içecekleri dağıtırken herkesin parçasını önceden alıp sıraya koymak istedi. Naz telefonunu cebinde tuttu. “Ben sıra gelince açarım,” dedi. İdil bir an durdu, kâğıda yalnız adını yazdı.

İlk parçanın etrafında fazla söz

İdil kendi seçimini açmadan önce nerede bulduğunu anlattı. Sonra ilk dinlediği günü, o gün kiminle tartıştığını ve kayıtta duyulan bir sesin neden hoşuna gittiğini ekledi. Parça başladığında Aylin gülümseyerek saate baktı. İdil bunu yakaladı: “Çok mu konuştum?”

“Henüz müzik başlamadan ikinci yarıya geldik.”

Şakalaşarak dinlediler. Kayıtta ince bir vurmalı sesi vardı; hoparlörün yanına yaklaşınca daha belirgin duyuluyordu. Baran sesini yükseltmek istedi, Aylin başıyla onaylamadı. İdil düğmeye dokunmadı. Naz, koltuğun ucundan yere oturdu ve gözlerini kapattı. Parça bittiğinde İdil hemen yorum bekledi. Naz gözlerini açıp “Biraz daha duralım mı?” dedi. Salon birkaç saniye yalnız buzdolabının sesiyle kaldı. İdil, sonraki parçanın düğmesine uzattığı elini geri çekti.

Baran’ın dönüş konuşması

Baran’ın seçtiği kayıt, yıllar önce üç arkadaşın birlikte yaptıkları kısa bir müzik denemesiydi. Kayıtta İdil’in sesi de vardı; şarkı söylemiyor, ritmi kaçırınca gülüyordu. Aylin bunun yayımlanmamış bir dosya olduğunu hatırlattı. Baran, yalnız bu odada dinlemek için getirdiğini söyledi ve herkese yeniden sordu. İdil ilk şaşkınlığını atlattıktan sonra kabul etti. Naz kayıtta yer almıyordu; onlardan gelen açıklamayı bekledi.

Dosya açılınca grubun beceriksizce tuttuğu tempo duyuldu. İdil kendi kahkahasını işitince yüzünü kapattı. O sesi sevmediği için değil, odadakilerin nasıl tepki vereceğini beklediği için yaptı. Kimse yorum yetiştirmedi. Baran, “Bunu dinleyince sizinle aynı şehirdeymişim gibi oldum,” dedi. İdil’in anlatacak uzun bir cevabı vardı. Bu kez söylemedi. Arkadaşının bardağını suyla doldurdu, kaydın sonuna kadar bekledi.

Naz’ın seçmediği şarkı

Naz’ın sırası geldiğinde telefonundaki dosyayı bulması uzun sürdü. Çalma listesinde başka bir parça hazırdı ama onu açmadı. “Size güzel bir şey göstermek için seçmiştim,” dedi. “Şimdi başka bir şeyi dinletmek istiyorum.”

Kendi mutfağında yaptığı kısa bir kaydı açtı. Bir yetişkinin masaya parmaklarıyla tuttuğu ritim ve birkaç pencere sesi duyuluyordu. Melodi yoktu. Baran, kaydın ne zaman başlayacağını soracak gibi ağzını açtı; sonra sustu. Naz telefonunu masanın ortasına koydu. Bu sesi çalışırken arka planda kullandığını, belli bir yerde bitmediği için hoşuna gittiğini anlattı.

İdil kâğıdına baktı. “Şarkı” yazdığı başlığın üstünü çizmek istedi, sonra uğraşmadı. Naz’dan kaydı geri sarmasını rica etti. İkinci dinleyişte masadaki fincanın da arada tık ettiğini fark etti. Bu, o akşam evdeki fincanlardan birinin sesine benziyordu.

Konuşma sırası da karışıyor

Sohbet müzikten mutfaklara, eski evlere ve birlikte yaşamaya kaydı. Baran bir anısını anlatırken İdil sonunu bildiği için araya girdi. Baran, “O kısmı ben söyleyecektim,” dedi. İdil gülerek bıraktı. Birkaç dakika sonra aynısını tekrar yaptı. Bu kez Baran fincanını masaya koydu ve ona baktı.

İdil savunmaya geçmeden, “Özlemişim. Aynı şeyi hatırladığımı göstermek için galiba,” dedi.

Baran başını salladı ama hikâyesini sürdürmedi. Naz ondan kaldığı yerden devam etmesini istedi. Anının sonu, İdil’in hatırladığından farklıydı. Taşınırken bıraktıkları lambayı çöpe atmamışlar; Baran bir komşusuna vermişti. İdil o akşam dağınıklığı içinde başka bir sahneyi bununla birleştirmişti. Hikâye bitince “Ben başka bir lambayla karıştırdım,” diyebildi. Kimse bunun için büyük bir açıklama beklemiyordu.

Aylin’in sessiz seçimi

Aylin getirdiği parçayı en sona bırakmıştı. Herkes tekrar koltuğa yerleşince telefonu bağladı ve “Buna giriş yapmayacağım,” dedi. Yumuşak başlayan enstrümantal bir kayıt açıldı. İdil şarkının adını görmek için ekrana eğilmedi. Salondaki küçük lambayı yerinden alıp yere koydu; ışık kimsenin yüzüne vurmuyordu.

Parçanın ortasında Baran ritim tutmaya başladı. Naz da katıldı, sonra ikisi aynı anda durup güldü. Aylin gözlerini açtı. “Size sessiz oturma ödevi vermedim,” dedi. Bunun üzerine İdil kendi sandalyesinde hafifçe sallandı. Akşamın başından beri düzenlediği odada ilk kez nerede oturduğuna aldırmadı. Kâğıt masadan yere kaydı. Kimse eğilip almadı. Kayıt bittiğinde yeniden konuşmaya dönmeleri acele gerektirmedi.

Listeyi paylaşmadan önce

Gece sonunda İdil bütün parçaları bir listede toplamak istedi. Baran eski özel kaydı gönderebileceğini, fakat listenin başkalarına açık olmamasını söyledi. Naz mutfak kaydını yalnız dinletmek istemişti; dosyayı paylaşmadı. İdil bunu not edip eksik parça kalmış gibi davranmamaya çalıştı. Dört kişilik gecenin çıktısının tam bir liste olması şart değildi.

Aylin kablosunu toplarken bir sonraki buluşma için herkesin bir ses getirmesini önerdi. İdil bu kez tarih, sıra ve süre konuşmaya başlamadı. “Biraz sonra mesajlaşırız,” dedi. Naz, kâğıttaki ilk başlığa baktı ve altına “Arada konuşuldu” yazdı. İdil yazıyı görünce gülümsedi. Kâğıdı çöpe atmak yerine kitapların arasına koydu; bir program olarak yeniden kullanmayacaktı.

Kadıköy’de geceyi kapatan ses

Arkadaşları gittikten sonra sandalye ayaklarının yerde bıraktığı ince izleri sildi. Hoparlör hâlâ açıktı. Yeni bir parça seçmek üzere telefonunu eline aldı, sonra mutfaktan bir bardak su getirdi. Az önceki konuşmaları zihninde sıraya sokmayı denedi; Baran’ın lambasıyla Naz’ın fincanı birbirine karışıyordu. Bu kez onları düzeltmeye çalışmadı.

Telefonuna Baran’dan kısa bir mesaj geldi: “Bir dahakine hikâyemin sonunu ben anlatacağım.” İdil “Lambayı da getir” yazdı, göndermeden sildi. “Anlaştık,” dedi. Ardından Aylin’in kablo çantasının kapı yanında kaldığını fark etti. Çantanın fotoğrafını gruba gönderdi. İlk cevap Naz’dan geldi: “Demek ikinci gecenin konusu belli.” İdil hoparlörü kapatırken gülüyordu.

Müzik ve sohbetin açtığı başka başlıklar için Kadıköy çevresindeki kültür yazılarına bakabilirsiniz.